Gözaltların piyasalara yaşattığı depremin sonuçları son derece önemli.
Bunları ilerleyen günlerde tartışacağız.
Lakin hemen söyleyeyim, YABANCI TAHVİLDE fena ÇARPILDI.
Haliyle, yakın geçmişten bugüne her seferinde adeta DAYAK YİYEN yatırımcı; yoğurdu iyice üflemeye başlar ki, ülke olarak İKNA KABİLİYETİMİZİ düzeltmenin bedeli çok daha fazla olabilir.
Merkez Bankası kararları ve hamleleri artık altını çizerek teyit etti: Para politikasından başka destekçisi olmayan ekonomi programımızın temelini reel değerli TL yani DÜŞÜK DOLAR OLUŞTURUYOR!
Bunun için her şey yapılıyor…
Nitekim Merkez Bankası, faiz bant aralığının üst sınırını yani gecelik borç verme faizini %46’ya yükseltti.
Takiben bir haftalık vadeli repo ihalelerine ara verdiğini açıkladı.
Ayrıca depo alım ihalesi vadesini 50 gün üzerine attı.
Peki, bunlar ne anlama geliyor?
Sizler için basitçe madde madde yazayım.
Doları tutmak için her türlü sıkılaşma hamlesi çekinmeden yapılacak.
Likiditeyi kısmak birincil tercih. Yani politika faizini artırmadan bankalar üzerinden TL faizini artıracak. Bu sayede TL ref para piyasası fonlarının cazibeli kalmasını sağlayabilir.
Enflasyonda güncelleme gelebilir.
Nisan ayı PAS geçilecek.
Nihayetinde, sözün özü şu: Faiz indirim döngüsü şu an rafa kalktı. Tahvil yatırımcısını kısa vadede beklemek yersiz. Sıkılaşmada başa dönmek artık ciddi bir olasılık halinde ajandadaki yerini almış vaziyette.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN