Sıkılaşma sürecini ağırdan aldık.
Diğer bir deyişle, KOL KESMEDİK!
Neden?
Büyümeden taviz vermek istemedik.
Verseydik eğer, hızlı bir küçülme yaşanacak ve nihayetinde iflaslar ile BEDEL herkese ödetilecek ancak enflasyonda keskin düşüş gerçekleşecekti.
Süreyi uzatınca, yani faizi ŞOK şeklinde artırmayınca ne oldu?
Bedel sadece ücretlilere, dolaylı vergi veren 70 milyon dar gelirli ve fakire kesildi.
Gelirleri sürekli olarak eridi, erimeye devam ediyor.
İstenmedi; şirketlerin iflası, kaymak tabakanın servet vergisi vermesi istenmedi.
Büyümeden feragat edilmeyerek, Türkiye’nin gelişme algısının zedelenmesi istenmedi.
Ve birkaç sinyal daha beraberce gelince; artık olası bir ERKEN SEÇİM bana göre göz kırpmaya başladı.
Diğer bir ifadeyle seçim ekonomisine geçilmesi muhtemel hale geldi.
Nedir bu sinyaller?
AK Parti’nin olağan kongresinin öne çekilmesi, yeni transferler ve parti yönetiminin vitrinine dahil edilen isimler.
Bir diğeri ise; sağlık katılım paylarına gelen zammın geri alınarak Şubat enflasyonunu düşük gösterme çabası. Açıkça ifade edeyim, kamu nezdinde fiyat uyarlaması ve kontrolü ile enflasyona müdahale sadece matematiksel etki yapar. Lakin gerçeği değiştirmez. Zira dar gelirli ve fakirlerin enflasyonu TUİK tarafından açıklanan enflasyon değil. Bugün orta direkten bahsedemiyoruz ve hal böyle olunca TUİK’in dar gelirli ve fakirler için içinde sadece et süt, yumurta fiyatları ve kira gibi temel unsurların olduğu yaşamsal geçim endeksi açıklaması gerekiyor ki gerçeği görelim.
Lakin şu an bu yapılmaz tabi ki. TUİK enflasyonunu Şubat ayında düşük çıkarma gayretinin temel nedeni ise; piyasaları rahatlatmak için Merkez Bankası’nın Mart ayında faiz indirmesi için elini güçlendirmek.
İşte bu sinyaller birleşince olası erken seçim öncesi bir rahatlama istenildiği düşüncesi hasıl oluyor bende.
Açık şekilde belirtmek gerekiyor.
Desteklenir veya desteklenmez.
Lakin Erdoğan bu ülkenin sosyolojisini dâhiyane bilen bir lider.
Erken seçim olacak ise de buna göre sosyo-ekonomik kurguyu muhakkak kurar.
Bu kurguda ise; olası erken seçime yönelik en önemli sinyallerden birinin emekliler ve asgari ücretliler için şapkadan çıkacak bir zam olması kanımca kuvvetli bir olasılık.
Son bir kelam daha: NAS ile seçim ekonomisini karıştırmamalıyız. NAS’ta faizler, her ne kadar TUİK bazlı olsa da ve yaşamsal geçim endeksine dayalı olarak belirlenmese de enflasyonun altındaydı. Yani NAS’ta negatif reel faiz söz konusuydu. Seçim ekonomisinde ise görünen o ki, matematiksel de olsa, pozitif reel faizle devam edilecek. Lakin enflasyonla mücadele, enflasyon düşse de sekteye uğrayacak yani yapışkan enflasyon sorunu körüklenecek ve bedeli ücretliler ile dar gelirli ve fakirler ödemeye devam edecek.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN