Yıllar önce yazdığım bir Akrababank yazısı vardı. Banka çalışanlarının çocuklarını işe almada öncelik tanıyan bir IK yönetimi anlayışını gündeme getirip eleştirmiştim . Liyakati değil sadakati tercih edenlerin kurumlara verdiği zararlardan bahsetmiş, diğer bankalardaki profesyonel işe alım yöntemlerine dikkat çekip daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir IK politikası olduğunu ifade etmiştim.
Aradan yıllar geçti . Kurumların daha iyiye gittiğini görmek, söylemek istesek de , yağmur gibi yağan yorumlarda sık sık gündeme getirilen “ Adamcılık “ sorunu ne yazık ki bu konuda da birçok bankada bir yozlaşma olduğunu göstermekte. Tayinlerde ve terfilerde sürekli “ birinin Adamı olmak… ya da olmamak … işte bütün mesele bu .” diyor birçok bankacı. Yönetici olarak bu konularda öneride bulunma, karar verme gücü olan Müdürler , Bölge Müdürleri , Bölge yöneticileri ve Üst Yönetim yetkilileri zan altında. Altına imza attıkları kararlarda yeterince objektif davranabiliyorlar mı ? Tayinlerde ve terfilerde vicdanları rahatsız etmeyecek , adil kararları verebiliyorlar mı ? Verilen her karar , kurum içi ortak vicdanın tartısında tartılıyor çünkü .
Geçtiğimiz günlerde Paramedya İnstagram hesabında sorduğumuz ve tartışmaya açtığımız “ Adamcılık düşüncesinin temelinde ne var ? “ sorusuna gelen yanıtları özetleyelim ;
En çok verilen yanıtlardan biri, “ Güven sorunu.” Yönetenler, kendi tanıdıklarına, arkadaşlarına, yakınlarına daha çok güveniyor ve onları kendilerine yakın tutmak istiyorlar. Çemberin dışında kalanlara duyulan güvensizlik ve önyargı , gerçek yeteneklerin ve başarılı kişiliklerin önünü kesiyor olabilir .
“ Karşılıklı Çıkar İlişkileri “ ihtimali de en çok yazılanlardan . Adamcılık yaparak tercih edilen kişilerin yöneticiler tarafından daha “ kullanışlı “ bulunduğuna , onlara daha rahat söz geçirildiğine ,yaratılan “ minnet “ duygusu ile olmayacak şeylerin daha kolay yaptırılabildiğine dair görüşler mevcut. Yöneticileri pohpohlayarak onlarla yakınlık kuranların , “ ego tatmini “ ihtiyacını karşılamaları nedeniyle tercih edildikleri de yorumlar arasında.
“Adamcılık” uygulamalarını , Ülkemizin, milletimizin, kültürümüzün bir özelliği olarak değerlendirenler de az değil. Siyasette genel kabul gören yönetim anlayışının kurumlardaki izdüşümü olarak yaygınlaştığı da söyleniyor.
Bunu tercih eden yöneticilerin, kendilerine olan güvenleri de sorgulanmakta. Gerçekten başarılı ve liyakatli insanları “ rakip” görerek yakınlarında bulundurmak istemedikleri düşünülüyor. Eleştirilmeye tahammülsüzlük , kararları , talimatları sorgulamadan, biat eden kişilerle yola devam etmenin konforunu tercih eden yöneticilerin kurumlara vereceği zararlar da ayrı bir tartışma konusu .
Son günlerden birçok bankada en tepeden, aşağı kadar bir çok makamda. görevde değişimler yaşanıyor . Görevlere yeni atanan yönetimlerden “ maaşlara iyi bir zam yapmaları”ndan sonra en çok istenen şey, “ Adamcılık “ yapmamaları . Herkese objektif yaklaşıp , liyakate öncelik verecek şekilde yönetimsel kararlar almaları . Bu hem kurumlar , hem kişiler hem de ülkemiz için çok hayırlı olur gerçekten . Bu vesile ile biz de Paramedya ekibi olarak , yeni göreve gelen ve göreve yeni gelen tüm bankacılara “ Hayırlı olsun.” demiş olalım. Onları izlemeye devam edeceğiz.